Fiodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881)

"Schiller'i ezberledim. Konuşmalarımda, sayıklamalarımda onun eserlerini dilimdem düşürmüyorum. Schiller adı bende sonsuz hayaller canlandıran büyüleyici bir etki yapıyor."

Dostoyevski

Rus romancısı Fiyodor Dostoyevski 1821'de Moskova'da doğdu. Babası doktordu. Çocukluğu baskılı ve disiplinli geçti. Babasının isteğiyle Petersburg'da mühendislik okuluna gönderildi. 1839'da babası kendi toprak köleleri tarafından işkence ile öldürüldü. 1843'de mühendislik okulunu bitiren Dostoyevski, orduya teğmen olarak katıldı. Ancak bir yıl sonra ordudan ayrıldı ve yazar olmaya karar verdi.

Genç Dostoyevski, Petersburg'da parasız ve yalnızdı. Geçimini sağlamak için çeviriler yaparken "İnsancıklar" adlı ilk romanını yazdı. Ardından "Ev Sahibesi", "Beyaz Geceler", "Bir Yufka Yürekli", "Netoçka Nezvanova" adlı romanlarını yazdı. Yapıtlarında Puşkin, Gogol ile Schiller'in etkileri açık olarak görülüyordu. Bu kitapları pek ilgi görmeyen genç Dostoyevski toprak köleliği düzenine karşı sosyalist gençlik hareketine katıldı. Çok geçmeden Çar I. Nikola'nın polisleri tarafından tutuklandı; sekiz ay hapis yattıktan sonra ölüm yargısına çarptırıldı. 1849'da Çar'ın hazırladığı bir oyunla tam öldürüleceği sırada cezası Sibirya'da sürgüne çevrildi; dört yıl kürek, beş yıl sürgün cezası aldı. Ayakları zincire bağlı olarak geçirdiği bu yıllar kişiliği üzerinde derin izler bıraktı. Sürgünün bitiminde önce Sibirya avcı birliğine katılan Dosyoyevski, 1859'da Petersburg'a döndü.

Dostoyevski sürgünden döndükten sonra, 1881'de ölene dek durmadan yazdı; uzun bir aradan sonra Sibirya'da gördüklerini "Ölüler Evinden Anılar"da anlattı. Sürgün ve hapisteki korkunç yaşamı gerçekçi bir dille anlatan bu eser ona eski ününü yeniden kazandırdı. "Yer Altından Notlar"da yine sürgün günlerini anlattı. Bu arada Sibirya'da evlendiği eşini kaybetti. "1866'da "Ezilenler"i yazdı. Sibirya'dan dönünce başladığı "Suç ve Ceza" devrimci düşünenlerden ayrıldığı dönemin ürünüdür; yazara asıl ününü sağlayan bu yapıt oldu.

Anna Grigorievna adında genç bir kızla evlenen yazar, Rusya'dan ayrıldı; eşi ile Almanya, İsviçre ve İtalya'nın önemli kentlerini gezdi; gezi sırasında çiftin bir kızları oldu. Dostoyevski, kızının ölümünden sonra ruh sağlığını kaybetti ve sara nöbetleri sıklaştı. Bu arada yazmayı sürdürdü; "Kumarbaz", "Ebedi Koca", "Ecinniler"i yazdı; Rusya'ya geri döndü. " Bir Yazarın Günlüğü", "Budala", "Delikanlı" ile bir şaheser olarak kabul edilen "Karamozof Kardeşler"i yazdı. Dostoyevski'nin eserlerinin en önemli kılan, olağanüstü güçlü psikolojik çözümlemelerdir. Romanlarındaki ruh betimlemeleri çok güçlü, güçlü olduğu kadar gerçekçidir de. Dostoyevski'nin yapıtlarına derin bir mistisizm, can verirken, yazarın hastalıklı ruhları bilimsel olarak incelediği gözlemlenir. Avrupa'da Expressionisme, Dostoyevski'nin etkisi altında gelişmiştir.