Ghandi Mohandas Karamsand (1869-1948)

"Tanrıyı arayıp bulmak istiyorum ve Tanrıyı arayıp bulmak istediğim için Onu diğer insanlarla birlikte arayıp bulmalıyım. Tanrıyı tek başıma bulabileceğime inanmıyorum. İnansaydım, şimdi Himalayalar'da bir mağarada O'nu arıyor olurdum. Ama kimsenin Tanrı'yı tek başına bulacağına inanmadığım için, insanlarla elele vermeliyim, onları da beraberimde götürmeliyim. Tek başıma O'na ulaşamam… Kendimi, Tanrının isimlerinden biri olan hakikati tutkuyla arayan biri olarak tanımlıyorum. Şiddet dışılığı işte bu arayış sırasında keşfettim. Şiddet dışılığın yayılması yaşamımın, misyonudur. Yaşamımın bu misyonu sürdürmekten başka bir amacım yoktur."

Mahatma Gandhi

Mahatma Gandhi'nin çocukluğunda öne çıkan bir özelliği yoktu. Onun bir gün Hindistan'ın en zorlu önderlerinden biri olacağını kimse aklından geçirmedi. 2 Ekim 1869'da, Hindistan'da Porbandar'da doğdu. Zengin ve kültürlü bir ailenin çocuğuydu. İngilizlere düşman bir çevrede büyüdü. Küçük resmi görevlerde bulunan babası, bir gün bir İngiliz memurunu azarlayıp cezaevine girmişti. Gandhi, Ahmedabad Üniversitesi'ni bitirdi; hukuk okumak için Londra'ya gitti. Gandhi Batılı eğitim alıp Doğu'ya özgü bazı evrensel değerleri keşfetti. Hindistan'a iyi bir avukat olarak döndü.

Gandhi, yirmi üç yaşında bir dava için gittiği Güney Afrika Cumhuriyeti'nde yirmi yıl kalarak aşırı ırkçı uygulamalara karşı Hintli göçmenlerin haklarını savundu. Gazete kurdu ve Asyalılar aleyhine konan yasalarla savaştı. Rus romancısı Lev Tolstoy ve Amerikalı yazar Thoreau'nun eserlerinin etkisiyle "Kan dökmeden karşı koyma" ilkesine dayalı "Satyagraha" felsefesini kurdu. Şiddete karşı pasif direnişe dayanan bu siyasi ve ahlaki doktrin temelinde bağlı olduğu Cayna dini de yer alıyordu. Afrika'da "Hint bağımsızlık yasası"nı hazırlayarak 1914'te Hindistan'a döndü; malını mülkünü dağıttı, yoksullar gibi giyinmeye ve yaşamaya başladı.

Gandhi Hindistan'ın bağımsızlığına adanmış mücadelesinde cesurların silahı olarak gördüğü, şiddet dışı yöntemler kullanmada ısrar etti. Birinci Dünya savaşı sırasıda İngilizlere karşı dürüst davrandı; 1919 Nisan'ında İngilizlerin silahsız halka uyguladıkları katliamdan sonra İngilizlerin karşısında yer aldı. Bağımsızlık için İngilizlere karşı konuşmalar yaparken, Hindularla Müslümanlar arasındaki din savaşlarını sona erdirmeye çalıştı. Bütün Hindistan halkını pasif direnişe ve İngilizlerle işbirliği yapmaktan kaçınmaya çağırdı. 1920 yılında Gandhi protesto hareketinin lideri oldu. Filozof ve şair Tagore tarafından "Mahatma" olarak onurlandırıldı ve Hintliler onu, Mahatma (yüce ruh) adıyla anmaya ve bir tanrı gibi sevip saymaya başladılar. Gandhi, mahkemelere karşı grev, İngiliz okullarına boykot, sivil ve askeri postaların reddedilmesi ile ulusal bağımsızlık isteğini yayma hareketini uygulamaya koydu. Amacına ulaşmak içinnGandhi birçok kez cezaevine girip çıktı. Ömrü oruçlarla ve açlık grevleriyle geçti. Ancak haksızlıklara karşı bu grevlerle ilgi çekmeyi başarıyordu.

1931'de Londra'da toplanan konferans'ta Hintli lider, Hindistan'ın bağımsızlığını istedi. İkinci Dünya Savaşı başlayınca Hint halkının İngilizlerle savaşa girmesini bir şartla destekledi; savaştan sonra Hindistan'a bağımsızlık verilecekti. Savaş sonrası Hindistan'a bağımsızlık verildi ancak Gandhi'nin karşı çıkmasına rağmen Pakistan, Hindistan'dan ayrı bir devlet olarak kabul edildi.

Ufak, tefek, kabak kafalı Gandhi'nin son yıllarında ağzında dişi de kalmamıştı. Gandhi, eşine ender rastlanan bir zekâ ve ruh yüceliği ile düşüncelerini uygulayan çağdaş tarihin ve Hindistan'ın önemli kişilerindendir. Kolonilerin kendi kendilerini yönetmekten hatta düşünmekten vazgeçtikleri bir zamanda, onlara cesaret vererek özgürlüklerini ve saygınlıklarını kazandıran bu değerli insan, 30 Ocak 1948'de gerici bir brahman tarafından öldürüldü.