Gustave Courbe (1819-1877)

" Elli yaşındayım ve her zaman özgür yaşamak istedim. Hayatımı özgürlük içinde tamamlamama izin verin. Ölürken hakkımda 'hiçbir okula, kiliseye, enstitüye, akademiye ait değildi. Özgürlük rejimi dışında hiçbir rejimi almadı' diye söylensin."

Gustave Courbe

"Ben hiç melek resmi yapmadım, çünkü hiç melek görmedim, gösterin çizeyim" diyen Gerçekçilik akımının kurucusu Fransız ressamı Gustave Courbe, 1819'da Ornans'ta dünyaya geldi. Çiftçi olan ailesi oğullarının hukuk okumasını istiyordu. Fakat Courbe 1839'da Paris'e giderek çeşitli stüdyolarda ünlü ressamların yapıtlarını kopye ederek çalışmaya başladı. Caravaggio hayranı olan sanatçı onun dramatik tekniğinden esinlenmişti. Victor Hugo'nun şiirlerinden esinlenerek "Odalık" adlı tablosunu yaptı. 1847'de Hollanda'ya yaptığı gezi sonunda başta Rembrandt olmak üzere Hollandalı ressamların etkisinde kaldı. Bu dönemde "Pipolu Adam", "Ornans'taki Akşam Yemeği", "Loie Yaylası", "Bağ Bozumu" adlı tablolarını yaptı.

Daha çok doğa ve deniz manzaraları yapan sanatçı yoksulların yaşam koşullarını inceleyerek sosyal konulara da eğildi. Yaşamın sertliğini kaba boyalarla resimledi. Paris'te atölye haline getirdiği bir samanlıkta resimler yapan sanatçı, resim sanatında romantizm ve neoklasizmin dışında bir yerde durdu. Realizm akımının en önemli yapıtı sayılan, sanatçının amcasının cenaze törenini betimlediği "Ornans'taki Cenaze" adlı yapıtında törene katılan kasaba halkını model olarak kullandı.

Gerçekçi akımın şefi kabul edilen sanatçı yaşamın ta kendisini çizdi. 1855'de "Sanatçının Stüdyosu" adlı yapıtında model olarak kullandığı arkadaş çevresini ve dostlarını tuvale taşıdı. Bu ünlü tablolarının Raris sergisine alınmaması üzerine sanatçı Montaigne caddesinde yaptırdığı barakalarda ilk kişisel sergisini açtı. Bu sergi Parisliler için bir yenilik oldu. Ancak sanatçının bazı cinsel içerikli erotik kadın betimlemeleri Parisliler tarafından pek hoş karşılanmadı; yasaklandı. 1870'de İmparator 3. Napoleon'un Legion d'Honneur onur nışanını geri çeviren sanatçı, hukuksal sorunları nedeniyle sığındığı İsviçre'de 1877 yılının son günü, elli sekiz yaşında yaşama veda etti.