Henri Louise Bergson (1859-1941)

"Sezgi, bir şeyin yalnız kendisine özgü ve tek, bu nedenden de anlatılamayan nitliğiyle kaynaşmak üzere o şeyin içerisine girmeyi sağlayan bir çeşit zihinsel sempati demektir."

Henri Bergson

20. yüzyılın en büyüklerinden biri kabul edilen Fransız düşünürü Henri Bergson "Sezgicilik" akımının filozofudur. Bergson 1859'da Paris'te Musevi bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Condorcet lisesinde güçlü bir klasik eğitim gördü. Geniş bir hayal dünyasına, kendine özgü düşüncelere sahipti. Matamatik eğitimini yorucu bulan Bergson felsefe okumak üzere Paris'te Ecole Normale Superieure'ye girdi. Burada materyalist anlayıştan idealist anlayışa geçti. 1881'de felsefe bölümünü bitirdi. "Bilincin Dolaysız Verileri" adlı yapıtıyla felsefe doktoru oldu.

Bergson, Ecole Normale'de felsefe konferansları vermeyi sürdürürken çeşitli okullarda felsefe öğretmenliği yapmaya başladı. 1900'de College de France'a felsefe profesörü oldu. 1901'de Ahlaksal ve Siyasal Bilimler Akademisi'ne, 1914'te Fransız Akademisi'ne üye seçildi. Bergson'un felsefi yapıtları büyük ilgi uyandırdı. Şair ruhlu Filozof'un sembolik hayaller ve benzetmelerle süslü ince üslubu, insan belleğini çözümlemekte gösterdiği derin başarı, felsefesine estetik ve mistik bir hava katıyordu.

Beynin aklın ötesinde "Elan Vital" denilen bir yaratıcılık olduğunu öne süren Filozof'un yarattığı felsefi sistemine "Sezgicilik" adı verildi. College de France'daki başarılı konferanslarına uzak ülkelerden dinleyiciler akın ediyordu. Bergson 1928'de Nobel Edebiyat ödülünü kazandı. 1940'da Hitler'in Nazi orduları Fransa'yı istila edince Yahudi profesörleri görevlerinden aldılar. Bergson bu kararın dışında tutulmak istendiyse de filozof bunu kabul eymeyerek Collage de France'daki görevini bıraktı. 1941 yılı başında öldü. Bergson'un anlaşılması zor, şiirsel düşlerle dolu yapıtlarından bazıları: "Madde ve Hafıza", "Ahlak ve Dinin İki Kaynağı", "Gülme" ve "Yaratıcı Evrim" adını taşır.