Karl Heinrich Marx (1818-1883)

Alman siyaset adamı, filozof ve iktisatçısı olan Marx, Protestanlığı kabul etmiş, bir Yahudi avukatın oğluydu. Ailesinin ekonomik durumu iyiydi. Marx öğrenimini Trier Kolji'nde, Bonn ve Berlin Üniversiteleri'nde yaptı. Hegel'in yapıtlarıyla tanışıp etkisinde kalan Marx, Hegel'in diyalektiğini ters çevirip devrimci sistem biçiminde bir sentez ortaya koydu. Marx gazeteciliğe başladı ve başyazar oldu. Gazetesi kapatılınca Fransa'ya giderek Paris'te Alman Yıllıklarını çıkartmaya başladı. Fakat bu yayın da yasaklandı. Bu tarihlerde Engels ile dost oldu ve birlikte yazmaya başladılar. Fransa'dan sınır dışı edilince Brüksel'e yerleşti Devrimci harekete katılımı nedeniyle baskı gördü, sürekli yer değiştirmek zorunda kaldı. Londra'da I. İşçi Enternasyonali'nin kurulmasına öncülük etti.

1864-1876 yılları arasında ölümüyle yarım kalan ve Engel tarafından tamamlanan temel yapıtı "Kapital"in yazımını sürdürdü. Marx'ın diğer önemli yapıtları: "Ekonomi, Politik ve Felsefe", "Kutsal Aile", "Alman İdeolojisi", "Felsefenin Sefaleti", Fransa'da Sınıf Mücadeleleri", "Ücret, fiat ve kar", "Fransa'da İç Savaş", "İktisat Doktrinleri Tarihi" dir.

Karl Marx, Alman felsefesi, Fransız sosyalizmi ve İngiliz iktisat bilimini sentezleyerek bilimsel sosyalizmi kurmaya yönelmiş, diyalektik sayesinde iktisadı somut bir felsefe olarak değerlendirmiştir. Marksizm, bir öğreti ve analiz metodu olarak kurulmuştur. Marksist öğretinin, felsefesi, tarih felsefesi ve iktisat kuramı olarak üç ana yönü vardır. Marx'ın felsefesi diyalektik maddeciliktir. Marx gerçeği maddi sayan ruh, zihin ve kutsal varlıkların ayrı gerçekler olduğunu reddeden klasik maddeciliği benimser. Ancak onun maddeciliği dinamiktir. Evrimi sürekli oluşum halinde görür. Bu gelişimi, nitel sıçrama olarak gördüğü devrimlerle açıklar. Her devrimi geçici bir denge izler.

Ona göre, her tarihi olay iktisadi, siyasi ve sosyal olayların etki ve tepkisinin sonucudur. Toplum kendisini sömürü düzeninden ve sınıf mücadelesinden arındırmalıdır. Sınıfsız toplumda insanın sömürülmekten kurtulacağına inanır. Marx'a göre ekonomik krizler, sermaye birikiminin sonucudur ve küçük işletmeleri iflasa sürükler. Ona göre, genel grev, işçi sınıfının devleti ele geçirmesine olanak verecektir. Yeni düzende özel mülkiyet bulunmayacaktı. Marx'a göre, tüm kötülüklerin temeli buydu. Sermayedar, işçiyi çalıştırıyor, onun yaptığı malı alıkoyuyor, ona ise ancak geçinmesine yetecek kadar ücret veriyordu. Aradaki fark sermayedarın sermayesine ilave ediliyordu. Tüm sermaye malları devlete mal edilirse, herkese istediği kadar mal verilebilecekti. Ancak herkesin istediği kadar mal alabileceği komünizm safhasına geçmeden önce sosyalizm safhasında herkes milli gelire olan katkısı kadar milli gelirden pay alacaktı.