Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900)

"Ahlak, kölelerin hilelerinden başka bir şey değildir. Onların kullandıkları hileler arasında merhamet, eşitlik, kamu hakları ve günah gibi kavramlar vardır. Oysa ki, merhamet zararlı, miskinleştiren toplum dışı bir duygudur. Seçkin bir insan, acımaya başlayınca bütün bir ulus ve uygarlığı kendisiyle birlikte yıkmış olur. Eşitlik ise bir safsatadır. Dinler, insanları Tanrı katında eşit saymakla, toplum bakımından da eşit saymış olurlar. Aşağı türlerin, yani kölelerin, halkın bu hileye ekledikleri şey, çoğunluğun gerçeksel düşüncesidir. Bu düşünce gülünç olduğu kadar da iğrençtir…"

Nietzsche

Alman filozofu Friedrich Wilhelm Nietzsche 1844'de bir Saxon köyü olan Lützen'de doğdu. Din baskılarından kaçarak Prusya'ya sığınan Polonyalı bir aileden geldiği sanılmaktadır. Küçük yaşta babasını kaybeden Nietzsche, annesi ve kızkardeşiyle yaşadı. İlk öğrenimini Naumburg'da yaptı. İçine kapanık bir çocukluk dönemi geçirdi. Sert disipliniyle tanınan Pforta Kolejinde altı yıl parasız yatılı okudu. Ardından Bonn ve Leipzig Üniversitelerinde filoloji öğrenimi gördü. Prusya ordusunda bir yıl askerlik ettikten sonra yimi beş yaşında Bale Üniversitesi'nde eski diller profesörlüğüne getirildi. Müziği, şiir ve edebiyatı çok seviyordu. Bu dönemde Eski Yunan ozanlarından Tegnis'in, Richard Wagner'in ve Schopenhaur'un etkisinde kaldı; dahileri yasa ve ahlak kurallarının üstünde bir yere oturttu. Fransa ile Prusya arasında yaşanan savaşta sağlık durumu nedeniyle geri hizmete alındı. Sağlık durumu iyice bozulunca üniversitedeki işini bırakıp yazmaya başladı. Sekiz yıl boyunca sürekli yazdı; felsefesinin ana hatlarını çizmişti. Yunanlıların Trajik Çağında Felsefe, Böyle Buyurdu Zerdüşt, Hayırla Şerrin Ötesinde, Psikolojik Gözlem, Ahlaksal Duyguların Kaynağına Dair ve İktidar Hırsı" adlı yapıtlarını bu dönemde yazdı. Filozofun yapıtlarındaki üslup özellikleri düşünceleri kadar ilgi çekiciydi. 1881-1888 yılları arasında Nietzsche, en değerli felsefi yapıtlarını verdi. Bütün felsefesini "üstün insan" kuramına dayandıran filozofun bu düşünceleri Hitler ve arkadaşlarının tutkularına büyük ölçüde ilham vermiş; İkinci Dünya savaşında Naziler tarafından bu kuram uygulamaya konmuştur. Kadın haklarına ve feminisme düşman olan Filozof'un bu konudaki düşünceleri bakın nasıl:

" Gençken bir çiçek beşiğidirler, ihtiyarken ejderha çıkan mağara; bugüne dek kadınlar, erkeklerden yüksek bir yerden inmiş ve aralarında yolunu şaşırmış kuşlar gibi ince, yufka, vahşi, garip, tatlı ve gönül eğlendiren bir şeymiş gibi muamele görmüşler, fakat zamanda uçarlar korkusuyla da kafese konması gerek gereken bir şeymiş gibi… Kaynağından itibaren kadın için hiç bir şey gerçek kadar garip, antipatik ve iğrenç değildir. Onun büyük sanatı yalandır, en yüksek işi de gösteriş ve güzelliktir."

1889'da akıl sağlığını hepten yitiren filozof 1900'de Weimar'da öldü. Nietzsche'nin düşüncelerinde acı, onursuzluk ve yüzeysellikle suçlanan kadınlar gibi Tanrı da payına düşeni alır. Filozof şöyle der:

"Tanrı ölmüştür; ben size doğru bir şeyi gerçek olarak söylüyorum: Tanrı ölmüştür. O'nu biz öldürdük ve insanlık şaşkın bir halde O'nun cenaze törenini yapmaktadır. Biz Tanrı katiliyiz… Vaktiyle Tanrı'ya küfür, küfürlerin en büyüğüydü; fakat Tanrı ölmüştür, O'nunla birlikte küfredenler de…"

Nietzsche düşünüş tarzı, kullandığı dil ve sanat bakımından Alman edebiyat tarihinin en parlak yazarlarından biridir. O'nun aşağıdaki dizeleri, modern şiirin en yüksek örneği olarak kabul edilmektedir:

"İnsan, hayvanla insanüstünün arasına gerilmiş bir iptir,
uçurumun üstünde bir ip;
Tehlikeli bir ilerleyiş, tehlikeli bir yol üstü, tehlikeli bir geri bakış,
tehlikeli bir korkma ve durma;
İnsanda büyük olan, onun bir amaç değil, bir köprü olmasıdır:
İnsanda sevilebilecek olan şey, bir geçiş ve bir bakış olmasıdır.
Ben yaşamayı bilmeyenleri severim; yeterki onlar batanlar olsun.
Çünkü öteye geçenler onlardır…