Osman Hamdi Bey (1842-1910)

Batılı anlamda figürlü resmin ilk temsilcisi, müzeci ve ilk Türk arkeoloğu kabul edilen Osman Hamdi Bey, Sanayi-i Nefise Mektebi'nin de kurucusudur. 19. yüzyılın son döneminde sanat ve kültür alanında yenileşme ve Batılılaşmanın öncüsü olmuştur. Osman Hamdi Bey 1842'de İstanbul'da doğdu. Ülkenin ilk maden mühendisi olan İbrahim Ethem Bey'in oğludur. Osman Hamdi babası tarafından hukuk eğitimi almak üzere Paris'e gönderildi; Paris'te kaldığı dönemde, hukuk eğitiminin yanı sıra ünlü ressamlardan resim dersi aldı. Osman Hamdi kendisiyle birlikte Paris'te kalan Şeker Ahmet Paşa ve Süleyman Seyit ile birlikte Türk resim sanatının ilk kuşağını oluşturdu. Yurda döndükten sonra çeşitli görevlerde bulunan

Osman Hamdi Bey, teşkilatçı kişiliğiyle 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı kültür ve sanat yalşamına damgasını vurdu. Bir süre Bağdat'ta kentin tarihi ve arkeolojisiyle ilgilendi. 1875'de Kadıköy'ün ilk belediye başkanı oldu. 1881'de Müzey-i Hümayun müdürlüğüne getirildi. Bu görevdeyken eski eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasaklayan yasayı çıkarttı. Ertesi yıl ilk güzel sanatlar okulu olan Sanayi-i Nefise Mektebi Müdürlüğüne getirildi. Osman Hamdi Bey tarafından kurulan okul, 1883'de öğrenime açıldı. Osman Hamdi kurduğu bu okulda yabancı resim ve heykel sanatçılarını göreve getirdi; usta Türk sanatçıları hoca olarak Akademiye girememesi eleştiri konusu oldu. Bu arada Osman Hamdi Bey, Osmanlı ekonomisini denetlemek amacıyla kurulan Duyun-u Umumiye İdaresi'nde Osmanlı temsilciliği görevini de yürütüyordu.

Osman Hamdi, Müzey-i Hümayun müdürü olarak imparatorluğun çeşitli ören yerlerinde arkeolojik kazılara başladı. Nemrut Dağı, Lagina, ve Sayda kazılarını başlattı. Sayda kazılarında İskender Lahdini buldu. Tralles, Rakka, Boğazköy, Alacahöyük kazıları onun denetiminde başlatıldı. Hamdi Bey, çıkan eserleri sergilemek üzere İstanbul Arkeoloji müze binasını inşa ettirdi ve Arkeoloji Müzesi'ni kurdu. Böylece Türk müzeciliğinin kurucusu oldu. Müzecilik ve arkeolojik kazı çalışmalarının yanında resim yapmayı da sürdürdü. Onun yapıtlarında mimari ögeler, halılar, çiniler, cami ve türbelerin oymaları, sedef kakmalı kapı ve objeler ayrıntılı şekilde titzlikle betimlenmiştir. Yapıtları arasında en ünlüleri "Kaplumbağa terbiyecisi", "Camide Kuran Okuma", "Şehzade Türbesinde Derviş", Türbe Kapısı Önünde Hocalar, "Mimozalı Kadın" ile "Silah taciri" dir.