Paul Gauguin (1848-1903)

Fransız ressamı Paul Gauguin 1848'de Paris'te doğdu. Gauguin kökleri İspanya ve Peru'ya dayanan bir aileden geliyordu. Hareketli bir yaşamı oldu. Babası Clovis Gauguin muhabir, annesi Alina Maria devrimci feminist Flora Tritan'ın kızıydı. Napoleon'un 1851'de Fransa'da gerçekleştirdiği darbe üzerine aile Peru'ya göç etmek zorunda kaldı. Yolculuk sırasında baba Clovis ölünce zor durumda kalan aile Lima'ya sığındı.

185'de Gauguin, annesi ile birlikte Fransa'ya geri döndü; Orleon'da okula başladı. Donanmaya katıldı ve altı yılını açık denizlerde geçirdi. Bir ara borsa işlerine girişti ve resim alıp sattı. 1873'de Danimarkalı Mette Sophie God ile evlendi; Sophie kültürlü bir kadındı. Bu evlilikten beş çocuğu oldu.

Gauguin aslında sanata meraklıydı; önceleri boş zamanlarında resim yapıyordu. Fakat ressam Camille Pizarro'yu tanıdıktan sonra empresyoistlere katıldı; diğer işlerini bırakıp tüm zamanını sanata ayırdı. Yazları Pizarro ve Paul Cazenne ile birlikte resim yaptı. 1888'de bir ara Fransa'nın güneyinde Arles'de Hollandalı ressam Van Gogh'la birlikte çalıştı; burada empresyonizmden ayrılarak kendine özgü, devrimci bir resim anlayışına yöneldi. Ailesi ve çocukları Kopenhag'a yerleştikten sonra Gauguin Kuzey Fransa'da Pont-Aven'e yerleşti. Fransa halkının ilkel köy yaşamını ve köylü portrelerini çizdi.

Sanatçı, 1887'de Panama'ya gitti. Bir süre Panama kanalı inşaatında çalıştı. Buradan 1891'de Tahiti'ye gitti, yaşamının sonuna dek orada yaşadı. Uygarlıktan uzak Tahitili yerlilerin resimlerini yaptı. Sanatçı bu yapıtlarında post empresyonizme yaklaştı. Tahitililerin yaşam şekli ve inançlarını anlatan bir kitap yazdı. "Nereden geliyoruz, neyiz ve nereye gidiyordu?" sorularına yanıt aradı. Tahiti'de yaptığı kahverengi çıplak vücutlu yerli resimleri Paris'te heyecanla karşılandı. Taştan ve tahtadan heykeller de yapmaya başladı. Gauguin'in yaşamı 1903'de Dominique adasında sona erdi.