Sigmund Freud (1856-1939)

"Uygarlık, özü itibariyle insanın içgüdülerini uysallaştırma ve evcilleştirme sürecidir. Bu sürecin gelecekteki evresinin ne olacağını kimse bilmiyor. Ancak insanoğlu doğa güçlerine öylesine boyun eğdirdi ki tüm insan ırkının yok olması başlı başına bir olasılık haline geldi."

Sigmund Freud

Sigmund Freud, Avusturya–Macaristan İmparatorluğu topraklarında Moravia'nın küçük bir kasabası olan Freiberg'de doğdu. Psikanalizin kurucusu olan Freud, dört yaşından seksen beş yaşına kadar Viyana'da yaşadı. Orta sınıftan ve çok çocuklu bir Yahudi aileden gelmekteydi. Yün tüccarı olan babası Freud'un doğumundan hemen sonra ekonomik sıkıntıya düşünce aile Viyana'ya yerleşti. Viyana'da Freud'un çocukluğu yokluk içinde geçti. Ancak babası oğlunun eğitimine öncelik vererek masraftan kaçınmadı. Gymnasium'u kazanan Freud, sekiz yıllık okulun son altı yılında okul birincisi olarak sınıflarını geçti.

Freud çağın bilim insanlarından Darwin'in etkisinde kaldı; ancak kültür tarihi ve felsefeye de büyük ilgi duyuyordu. Bu nedenle meslek seçiminde zorlandı. 1873 yılında, on yedi yaşında Üniversiteye tıp öğrencisi olarak kaydını yaptırdı. E.w. von Bruecke'nin fizyoloji laboratuarında altı yıl çalıştı. Merkezi sinir sisteminin anatomisi üzerine makaleler yayımlamaya başladı. 1881 yılında tıp diplomasını alarak Viyana Genel Hastanesi'nde çalışmaya başladı. Freud 1885 yılında Paris'teki ünlü Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde bir süre çalışmak üzere burs kazandı. Burada nörolog Jean Charcot'un yanında beyin üzerine histolojik incelemeler yaptı. 1886 baharında Viyana'ya döndükten sonra sinir hastalıkları üzerine özel bir muayenehane açtı. Uzun süredir nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi.

Bir süre çocuk beyin felci üzerinde araştırmalar yapan Freud, önce elektro-terapiyi denedi; ardından hipnotik telkine yöneldi. Bu tekniği başarıyla uygulamak için bir süre Viyanalı Dr. Joseph Breuer ile çalıştı. Freud'u psikopatoloji ve psikolojiye yönlendiren ünlü hekim ve düşünür Breuer oldu. Breuer hastalarını ipnotize ederek duygularını anlatmalarını sağlıyordu. Freud, bu metodla bazı hastalarını tedavi etti. Breuer'den ayrıldıktan sonra uzun süren çalışmalar sonunda yöntem ve teoride değişiklik yaparak "Psikanaliz" adını verdiği sistemi geliştirmeyi başardı. 1895'de "İsteri Üstüne Çalışmalar" adlı eserini yayımladı. Bu kitap ileride psikanaliz adını alacak bilimin başlangıç noktası oldu. Bundan sonra yaşamının sonuna dek Freud'un var oluşunun tamamı bu sistem çevresinde gelişti. Freud daha sonra ipnotizma yerine serbest çağrışım metodunu kullandı. Psikanaliz, iç boşalmadan, serbest çağrışıma geçilmesiyle doğdu. Freud kendi kendini analiz etti.

Freud'un çalışmalarında klinik, tedavi ve teknik birbirine sıkıca bağlıydı. Ünlü hekim bu yolla nevrozun, psikozun, sapmaların ve normal işleyen bir zihnin anlaşılmasında kesin bir ilerleme sağladı. Viyana'daki evini kırk yedi yıl Londra'ya gidene dek hem ev hem de muayenehane olarak kullandı. Mutlu bir evliliği üç kız, üç erkek çocuğuyla büyüyen bir ailesi oldu. Freud bu arada Berlinli Dr. Wilhelm Fliess ile dost oldu, onunla on beş yıl boyunca düzenli olarak mektuplaştı. "Bilimsel bir Psikoloji Projesi" adındaki kırk bin kelimelik denemesini ilk kez ona gönderdi. Bu dostluk Freud'un psikanalizdeki görüşlerinin gelişmesine ışık tuttu. On yıl sonra bir dizi İsviçreli psikiyatrist, Freud'un görüşlerine katılmaya başladı. Bunlar arasına Zürih Akıl Hastanesi'nin Başhekimi Bleuler ile asistanı Jung da vardır. Bu durum psikanalizin yayılmasının başlangıcı olur.

1909'da Freud ve Jung bir dizi konferans vermek üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne davet edildiler. Artık Freud'un yazıları birçok dile çevrilmeye, dünyanın her yerinde psikanaliz uygulayan analist gruplar ortaya çıkmaya başladı. 1908'de ilk Uluslararası Psikanaliz Kongresini topladı. İki yıl sonra Uluslararası Psikanaliz Derneği kuruldu. Freud, 1930'da Goethe ödülünü aldı. 1936'da sekseninci yaş gününde Royal Society'ye seçildi. 1938'de Hitler Avusturya'ya girince Nasyonal Sosyalistler, Freud'un yayınlarını toplayıp yok ettiler. Freud aynı yılın Haziran ayında ailesiyle birlikte Londra'ya gitmek zorunda kaldı. Dört yaşından seksen beş yaşına dek yaşadığı Viyana'ya veda etti. Karpat Dağları eteklerinde, altın çayırlar ve yemyeşil korular içindeki Freiberg'i hiç unutmadı. Son günlerinde: " Ta içimde bir yerlerde, ilk silinmez izlenimlerini bu havadan, bu topraktan almış olan, gencecik bir annenin ilk oğlu olan o Freibergli mutlu çocuk yaşamakta" diyordu.

Freud Londra'da 23 Eylül 1939'da hayata veda etti. Bilgin, insan ruhunun bilimsel olarak incelenmesi için ilk yöntemi keşfeden kişidir. Çalışmalarının arkasında, belirlemecilik yasasının evrensel geçerliliğine duyduğu inanç yatar. Freud, ruhsal olgular alanını ilk gören, rüyaları ilk yorumlayan, çocuk cinselliği olgularını ilk kavrayan, birincil ve ikincil düşünce süreçleri arasındaki ayrımı ilk yapan, insanda bilinç dışı aklı ilk gerçek kılan özel bir insandı. Hasta olmasına karşın en önemli makalesini seksen yaşında yazdı. Seksen üç yaşında son kitabı "Musa ve Monoteizm"i yazdı.