Troia'nın Yazgısı

Kaç kez kuşatıldı Troia
Soldu ılgınlar, acılaştı zeytin
Karıştı toprağa hünerli eller
Ne Helena ne Paris ne Aşil
Karanlık çukurlarda ak kemikler
Yere basarken ürperiyor insan
Kırmızı açıyor
Suskun örende gelincikler.

Mehmet Başaran

Bir yanımızda deniz, bir yanımızda çam ve zeytin ağaçlarının sonsuzluğu uzanıyor. Mavilerle yeşiller bükülerek, karanlık bulut yığınlarının gölgesine savruluyor. Gelincik kümelerinin yerini çamurlu su birikintileri almış. Zeus, bulutları üflüyor. Boğazın hırçın rüzgarı, gök gürültüsüne karışıp Paris ile güzel Helen'in aşklarını, Troia'nın savaş dolu yazgısını haykırıyor. Acı dolu bir ağıt yükseliyor kalıntılar üzerinden. Bütün tepeler, sivri kayalar, çayırlar nasıl serilirse göz önüne koca gökyüzü, yırtılıp açılıyor öylece. Kapkara bulutlardan Zeus sel sel akıtıyor sularını. Sarp kayadan kar suyunu nasıl akıtırsa kaynak öyle akıtıyor. Ağlıyor Troia, bu kez soğuk gözyaşları döküyor yazgısına.

Bu eşsiz kent, boğazın kıyısında Hisarlıtepe'de kayalıklar üstüne tam dokuz kez kurulmuş. Etrafı harçsız taşlardan örülmüş, yüksek sur duvarlarıyla çevrili. Sur duvarı boyunca ilerliyorum. Daha düzgün kesme taşlardan duvarlar çıkıyor karşıma. Athena tapınağının duvarları, surların yıkık uzantısı ile buluşuyor köşede. Tapınağın tavanından düşen mermer parçasının çiçekli çukuruna yağmur suları dolmuş. Gökyüzü birden aydınlanıyor. Elinde, üzerinde som altından yüz püskül dalgalanan ölümsüz kalkanıyla Athena ışık saçıyor dört bir yana. Akha ordusunun üzerinde uçarak güclerine güç katıyor.

Hep birden alana yayılıp kapıştılar,
Vuruştu kalkanlar, kargılar kıyasıya,
Girdi birbirine tunç zırhlı erlerin öfkeleri
İşte girdi karıştı böylece birbirine
İnsanların korkuları gürültüleri
Hepside büyük umutlar içinde
Gecelediler savaş alanında.
Öbek öbek ateşler yanıyordu.
Parlak ayın çevresinde binlerce yıldız.
Rüzgarsızken duru gökyüzü
Nası yanarsa ışıl ışıl.

Anıtsal kapı rampasının ve Troialıların megaron stili evlerinin temelleri önünde kıpırtısız ve sessiz öylece duruyorum, dua eder gibi. Sonra ahşap köprüden yürüyerek taş temellere zarar vermeden altıncı Troia'ya ulaşıyorum. Burası Homeros'un Troia'sı, Troialılarla Akhaların on yıl boyunca savaştıkları İlyada Destanı ile ölümsüz kılınan Troia. Patika yolu izliyorum. Megaronların önünden, sur duvarlarının dibinden dini törenlerin, kurban ayinlerinin yapıldığı sunak alanına, kutsal kuyulara varıyorum. Bir kazı çukurunun önünde duruyorum. Çukurun böğründe toplu gömütler yığılı.

Işıl ışıl bir yangın saldırırsa nasıl
Dağda, derin derelerde, kuru ormana,
Ağaçlar nasıl yanarsa için için,
Yel nasıl bir o yana, bir bu yana uçurursa alevleri,
Tanrıya benzer Akhilleius da oraya buraya saldırıyordu.
Doğruyordu düşmanlarını
Kara toprak bir kan ırmağı olmuştu.

Sunağın yanından kıvrılıp çınara kadar yürüyorum. Zeus'un çevresinde toplanan tanrılar Troia kentine tepeden bakıyorlar. Gökten seller gibi yağmur suları dökülüyor. Bir yığın Toialıyla bir yığın Akhalı seriliyorlar toprağa, çamurun içine, yan yana, sırt sırta yatıyorlar. Azgın yel, kapkara bir bulutu yükseltiyor havalara. Islanıyor ve üşüyorum. Surun sağ yanından yoluma devam ediyorum. Roma dönemi şehir meclisi yapısının kalıntılarına varıyorum. Küçük bir amfitiyatro şeklinde kurulmuş olan binanın taş kalıntıları önündeyim. Aşağıda, kentin batı yanında, surların ucundan Schliman'ın bilinçsizce açtığı büyük çukuru görüyorum.

Ürkmüş geyikler gibi kente sığındılar.
Güzel surlara dayanıp kurutuyorlar terlerini,
Susuzluklarını gidermek için içiyorlardı kana kana
Bu arada Akhalar, kalkanları omzunda, yaklaşıyorlardı.
Bir Hektor duruyordu olduğu yerde,
Uğursuz bir kader muhlamıştı onu
İliyon dışında batı kapıları önünde
Troialılar girdiler böylece nöbete
Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın
Ölümlülere parlayan şafak sökünce onuncu günü
Gözyaşı içinde götürdüler Hektor'un ölüsünü.

Yurt uğruna düşmanla savaşı göze alanların ve Boğaz'ın iki yakasının tarihini yazarken sonsuzluğa ulaşanların ruhları önünde saygıyla duruyorum, kentin giriş kapısının yanında. Tiyatro binasının kalıntıları boyunca kentin koruyucusu Troia tanrılarının büyük idolleri de dikiliyorlar benimle birlikte suskun. Akhileus gibi Toia'nın etrafını bir kez daha dolanıyorum. Ülkem ve dünya insanlarına savaşlardan uzak sevgi, barış ve kardeşlk dolu yazgılar diliyorum. Tahta atın penceresindeki çocuklara el sallayarak Troia'ya veda ediyorum.

Nermin Özsel

sonra ›
‹ önce